Organik Hakkında Her Şey

Organik ürün tüketerek;
Sağlığımızı korumuş, sağlıklı ürün tüketme ve gıda güvencesi haklarımızdan faydalanmış oluruz.
Doğal kaynakların sürdürülebilirliliğine katkıda bulunuyor, ekolojik üretim-tüketim döngüsüyle içinde yaşadığımız ekosistemi koruruz.
Biyolojik çeşitliliğe sahip çıkarak yerel tür, çeşit ve lezzetlerin pazar şansı bulmasını sağlıyoruz.
Çocuklarımız ve gelecek kuşaklar için sağlıklı bir dünyada yaşama ve sağlıklı beslenme hakkını savunuyoruz.
Kırsalda ekolojik, sürdürülebilir yaşam modellerini, refah ve istihdamı desteklemiş oluyoruz.Organik Ürünler;
Temizdir, Sağlıklıdır...
Organik ürünler yetiştirilirken hormon, antibiyotik, böcek öldürücü, suni gübre gibi sentetik kimyasallar kullanılmaz. Bu durum, organik tarımdan elde edilen verimi belki biraz azaltır ama o ürünün daha sağlıklı, daha temiz olmasını, vücuda daha az toksik kimyasal sokmasını sağlar. Organik ürünler sağlık risklerini azaltır. Pek çok bilimsel araştırma tarımsal üretimde kullanılan kimyasal ilaçların sağlığa olumsuz etkilerini ortaya konmuştur. En savunmasız olanlar özellikle çocuklar, yaşlılar, hastalar ve tarımda çalışan işçilerdir.
Lezzetlidir...
İyi korunmuş toprakta yetişen ürünlerin, daha sağlıklı, daha güçlü ve daha lezzetli olduğu bilinmektedir. Organik yiyecekler, doğanın bize armağan ettiği gerçek tatlardır.
Besleyicidir...
Organik ürünlerde daha çok vitamin, mineral ve doğal antioksidan vardır. Organik ürünler bağışıklığı güçlendirir, direnç sistemlerine destek olur.
Güvenilirdir...
Organik olarak etiketlenen ürünlerin sertifikalandırılmaları kanun ve yönetmeliklerle zorunlu kılınmıştır. Bu ürünlerin, üretim sistemleri bağımsız kontrol ve sertifikasyon firmaları tarafından desteklenmektedir.
Organik ürün nedir?
Tohumdan hasata, hasattan son kullanıcıya ulaşıncaya kadar olan bütün aşamalarında, insana ve ekosisteme zararlı kimyasal girdi, katkı maddesi ve işlem/yöntem kullanılmadan üretilen, kontrollü ve sertifikalı ürünler "organik ürün” olarak adlandırılıyor.
Organik ürünler kanun ve yönetmeliklerce tanımlı şartlar dahilinde, tüm süreçte izlenebilirliğin sağlandığı, her bir verinin kayıt altına alındığı bir tarım yöntemiyle üretiliyor.
Neden organik/ekolojik/ biyolojik tarım?
Geçtiğimiz yüzyılda tüm dünyada bir devrim niteliğinde uygulamaya koyulan konvansiyonel, endüstriyel veya modern tarım olarak adlandırılan tarım yöntemlerinin, endüstriyel çağın en büyük başarılarından birisi olacağı sanılıyordu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra başlayan süreçte üretim de verim de arttı. Ancak verim, sadece birim alandan alınan miktar ve azalan iş gücü üzerinden değerlendirildi.
Bugün resmin tamamına bakıldığında durum çok farklı. Tarım sektörü dünya çapında bir kriz içinde; gıda güvenliği tehdit altında. Kalkınma Bakanlığı’nın 2014-2018 yılları için hazırlanan Onuncu Kalkınma Planı’ndaki Tarımsal Yapıda Etkinlik ve Gıda Güvenliği Özel İhtisas Komisyonu Raporu’ndaki rakamlar bu tehdidin büyüklüğünü açıkça ortaya koyuyor. Raporda, uzun yıllar sabit seyreden tarımsal ürün fiyatlarının Ocak 2007’nin ikinci yarısından itibaren artmaya başladığı ve Mayıs 2008’de rekor seviyelere ulaştığı belirtiliyor.
Gıda Krizi olarak adlandırılan bu süreçte petrol fiyatları tarımsal ürün fiyatlarının artışını destekleyecek şekilde yükseldi. Gıda fiyatlarındaki artışlar pek çok ülkede protestolara neden oldu. Hükümetler tarım ürünleri ihracat ve ithalatına yönelik politikalarında çeşitli değişiklikler yaptılar. Bununla birlikte son 10 yılda dünyanın farklı bölgelerinde kuraklık ve sel felaketlerinin artması, gıda fiyatlarındaki istikrarsızlığı da artırdı. Ekonomik büyüme adına ve açlığa çare senaryolarıyla sunulan modern/endüstriyel tarımda kullanılan sentetik gübreler, kimyasal ilaçlar ve monokültür tarım yöntemleri doğayı tahrip ediyor, toprağın üretkenliğini yok ederek tarımı yapılamaz hale getiriyor, su kaynaklarını kirletiyor, insan ve diğer canlıların sağlığını tehdit ediyor, kırsal toplulukları, nüfusu yoksullaştırıyor. Bununla birlikte tarım ve gıda sektöründe hem tarımsal girdiler hem de pazarlamada tekelleşme gelirin, adaletsiz biçimde dağılmasına neden oluyor. Yaygın olarak kullanılan gıdayı üretme şekli, tahrip edici, üstelik sürdürülebilir değil. Buna karşın organik tarım, bizi konvansiyonel tarımın yarattığı sağlık sorunlarından korumanın yanı sıra, doğanın ve toprak, su gibi doğal varlıkların korunması için de çözümler sunuyor. Organik tarım, belirli elit bir kesime sağlıklı ürün sunan, toplumun çevre ve sağlık konusundaki duyarlılığına yanıt veren, alternatif bir yöntem olmanın çok ötesinde bir anlam ifade ediyor.
Organik tarım felsefesi, ilkeleri ve amaçları doğrultusunda bakıldığında ve bu yolda yüründüğünde kırsal nüfusun yoksullaşması, istihdam, tarım ve gıda sektöründeki tekelleşmenin de önüne geçilecek bir yol, yöntem, yaklaşım öneriyor. Organik tarım aynı zamanda tohum, çiftçi, toprak, bitki, hayvan ve tüketici arasında yeni bir ilişki modeli tanımlayan bir yaşam kültürü olarak değerlendirilebilir. Bu anlamda küçük aile işletmeciliği, gıda güvencesiyle birlikte sürdürülebilirliğin sağlanması ve açlığa çare açısından da uzun vadede bir çıkış yolu olabilir. Öte yandan diğer canlıların haklarını da gözeten organik tarımda hayvanlar, genel olarak hayvan refahının gerektirdiği koşullarda yetiştiriliyor, organik yemlerle besleniyor. Organik tarımda GDO’lu girdi kullanılmıyor. Türkiye'de Biyogüvenlik Kurulu’nun hayvansal yem amaçlı GDO ithalatına izin vermesinden sonra hayvansal ürünlerde GDO’dan kaçınmanın tek yolu da organik ürün tüketmek. Organik tarım standart ve yönetmelikleri sağlık sorunlarına yol açabileceği düşünülen gıda katkı maddelerine ve ürün işleme yöntemlerine de izin vermiyor.
Organik tarımın sağlık, çevre ve hayvan hakları açısından ortaya koyduğu amaçların yanı sıra sosyo-ekonomik amaçlarını da başarıyla gerçekleştirmesi sadece tarım ve gıda sektör paydaşlarının çabasıyla değil, bireylerin taleplerinin yönünü değiştirmeleri ve yaşam tarzlarını sorgulamalarıyla mümkün.
Organik ürünlerin doğal ürünlerden farkı nedir?
Doğal ürün olarak adlandırılan gıdaların resmi veya genel bir tanımı, kriteri, standardı ve yönetmeliği bulunmuyor. Bu nedenle suistimale açık. Herhangi bir denetime ve belgeye tabi olmayan doğal ürünlerin gerçek olup olmadığı, tamamen kişisel bilgiye, deneyime ve güvene dayalı. Oysa organik ürünlerde sentetik kimyasal girdilerin kullanılıp kullanılmadığı, üretimden son kullanıcıya ulaşana kadar her aşamada kontrol edilerek belgelendiriliyor, yani sertifikalandırılıyor. Organik ürünler, 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu ve Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğe uygun olarak organik tarım esaslarına göre yetiştiriliyor, işleniyor, depolanıyor,ambalajlanıyor, etiketleniyor ve pazarlanıyor.
Organik, biyolojik ve ekolojik tarım arasında fark var mı?
Organik tarım farklı dillerdeki kullanım biçimleri nedeniyle ekolojik ya da biyolojik tarım olarak da adlandırılabiliyor. Örneğin, İngiltere’de organik (organic), Almanya’da ekolojik ve biyolojik (öko - logish), Fransa’da biyolojik (biologique) kelimeleri kullanılıyor. Bunlar genel olarak birbirleriyle eşanlamlı olarak kabul ediliyor. Ancak ekolojik tarım ekoloji kelimesinin içerdiği geniş anlam itibariyle bazı otoritelere göre biyolojik çeşitlilik, sosyo-ekonomik boyut, yenilenebilir enerji kullanımı gibi daha geniş bir amaçlar bütününü de ifade ediyor.
Organik tarım dünyada yaygın bir uygulama mı?
Organik tarım faaliyetleri dünyada, 1980’li yıllara kadar aile işletmeciliği şeklinde yürütülüyordu. Daha sonra artan talep sonucu, aile işletmeciliği şeklinden çıkarak ticari boyut kazandı. Dünyadaki tarım alanlarının binde 9’unda organik tarım yapılıyor. FIBL/IFOAM’ın dünya genelinde sertifikalı ekolojik tarımla ilgili 2011 verilerine göre, bugün 160 ülkede, 37,2 milyon hektar alanda, 1,8 milyon üretici organik tarım yapıyor ve bu sayı her geçen gün artıyor. Dünyada organik tarım yapılan alan sıralamasında, 12 milyon hektarla Avustralya birinci, 4,5 milyon hektar ile Arjantin ikinci ve 2 milyon hektar ile ABD üçüncü sırada. Organik tarım arazilerinin çoğunluğu, pirinç de dahil olmak üzere, tahıl üretimi için kullanılıyor. Bunu yem bitkileri ve sebze yetiştiriciliği izliyor.
Organik tarımda kontrol ve denetim yetkisi kimlere ait?
Organik tarım faaliyetleri, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’ne bağlı Organik Tarım ve İyi Tarım Uygulamaları Daire Başkanlığı tarafından yürütülüyor. Bakanlık kontrol ve sertifikasyon yetkisini 24 kuruluşa devretmiş durumda. Yetkilendirilmiş bu kuruluşlar ve üreticiler organik tarımla ilgili tüm faaliyetlerini "Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik”e göre yapıyor. Bu kuruluşlar da belirli dönemlerde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından denetleniyor.